yuksek sadakat calarken rock isareti yapan genclik

"turkiye'de rock muzik piyasasi patlamistir,herkesler rock muzik dinlemektedir." seklindeki argumanlara sahip insanlarin,argumanlarini uzerine temellendirdigi kitle.

dredg

an itibariyle,yeni albumlerine koyacaklari ve son turnelerinde de calmis bulunduklari ireland isimli parcalarinin canli performans goruntuleri youtubeda izlenebilecek grup.

kendimden geriye

diger butun cilekes sarkilari gibi,icinde deftones havasi barindiran,deftones cagrisimlari yapan sarki.

hic hesapta olmayan birine asik olmak

insanin,gunluk yasantisini monotonluktan kurtarmak icin olsa gerek,ihtimalini dahi sevgiyle andigi,gulerek dusundugu durum.

emre belozoglu

cok daha iyi yerlere gelebilecekken,belki kendine fazla guvenden,belki de gerikafaliliktan,bir yere gelememis turk futbolcu.
kendisi vakti zamaninda,henuz cok genc bir yasta,top tutusu,surusu,pas ve sut stili ile fazlasiyla gheorghe hagi'yi andirir idi.hepimiz cok seviniyorduk o zamanlar,cok mutluyduk,dunyada kendinden hakkiyla soz ettirebilecek bir turk futbolcusu,uefa kupasinin da kazanilmasiyla,parildamak uzereydi futbol vitrininde.interde basarisiz bir maceranin ardindan,arada ortaya koydugu pozitif isleri saymazsak,emre seneler boyunca ne kendi adina,ne de turk futbolu adina yapmasi gerekenlerin hicbirini yapmadi.turk milli takimini sirtlayacak,gerektiginde tasiyacak,vites attiracak,sorumluluk alacak,istikrarli bir lider rolune soyunamadi senelerce.yurtdisinda oynadiginda,yeteneklerinin gerektirdigi uzere,bulundugu liglerin en iyi ortasaha oyunculari arasina girmesi gerekirken,giremedi.18-19 yaslarinda oyunuyla bize vaad ettigi hicbir seyi gerceklestiremedi emre.hep,daha fazlasi olabilecekken,olamamis bir goruntu sergiledi.
ve sanirim,son birkac yildir icinde bulundugu ruh hali ve davranislariyla,tum bunlarin farkinda oldugunu bizlere kanitlamaya calisiyor.tarihi bir ceza aldigimiz isvicre karsilasmasi ya da henuz 2 gun onceki macaristan karsilasmasi.kendi oyunu,ortaya koyduklari ve kariyeri hakkinda kafasinda soru isaretleri bulunduran bir sporcu edasiyla emre belozoglu,agresiflesiyor,yapmamasi gerekenleri yapiyor ve senelerdir kendisine,herseye ragmen sinirsiz kredi taniyan turk futbolseverlere antipatik gorunmek icin elinden geleni ardina koymuyor.
yine de cok arzulariz biz tabii,futbolla alakasi olmayan,sacmasapan mevzulardan uzakta bir emre belozoglu.yine isteriz tabii,nerede oynarsa oynasin,top onun ayagina geldigi zaman heyecanlanmayi,yaptiklarini agzimiz acik takip etmeyi.yine hayalini kurariz belki,hakettigi gibi dunyanin sayili ortasaha oyuncularindan biri haline gelmis bir emrenin.potansiyelinin tumunu aciga cikarabilmis bir emrenin hayalini.

recep tayyip erdogan

tartismasiz bir sekilde turkiyenin an itibariyle hakkinda en cok konusulan,en populer insanidir.

her konu ile alakali bir anisi bulunan adam

ya fazlacana hayat tecrubesine sahiptir,ya da genis bir hayal gucune.

lonely day

sozleri ve yapisi bakimindan guzel bir sarki olabilecekken,rahatsiz edici ses tonuyla daron malakian tarafindan yerin dibine sokulmus soad parcasi.

orijinalinden daha guzel olan coverlar

deftones-jealous guy (john lennon)
deftones-the chauffeur (duran duran)
deftones-to have and to hold (depeche mode)
deftones bu konuda cok iyi.

suda balik olsak

kuresel isinmanin etkisini arttirmasi ve yakin bir gelecekte yeryuzunun sicaktan kavrulmasi halinde,bunalan,terleyen,yanan bir sahsin oncelikli dilegi olmasi muhtemel cumle.

tanisma icin sonuc veren yontemler

<bkz: haaaaaave you met ted?>
<bkz: how i met your mother>
<bkz: barney stinson>

the good the bad and the queen

ayni isimle cikardiklari ilk albumlerindeki kingdom of doom,herculean,behind the sun ve benzeri sarkilarla beni benden almis yeni bir damon albarn projesi.oldukca dusuk tempolu ve gayet de melankolik bir album olarak,onumuzdeki sonbaharda el altinda bulunmasi mantikli olacaktir.ayrica,damon albarn grubun bir sonraki albumunu kaydetmek icin sabirsizlandigini ve bu albumde grubun daha hareketli,kanli canli yanini kesfe cikacagini belirtmistir.
esasinda,kisaca,damon albarn kotu birsey olmaz da uzun yasarsa,bizim gibi ac ruhlari beslemekten vazgecmeyecektir ve bu grup da en guzel kanitidir bu dusuncenin.

7 eylul 2007 istanbul tool konseri

ruya.
yillardir bekledigimiz tool,yavas yavas beklemekten yoruldugumuz ve umitlerimizi kestigimiz bir anda geldi.konser tarihi aciklandiginda seviniyor insan tabii,ama net bir sekilde algilayamiyormus demek ki.konsere 2 saat kala sanki daha once hic gormedigi ama asik olacagindan emin oldugu bir kizla bulusacakmis gibi hissediyor insan nedensizce.midesi karisiyor,aciyor.bir heyecan.bir "beklenti icine girsem mi girmesem mi" havalari.konser saati yaklastikca zaman zaman tum vucudu etkisi altina alan bir gerginlik.
tum bu garip hislerden sonra en sonunda kurucesme.feci bir kalabalik var,herkes icerdeki yuksek fiyatlardan dolayi ihtiyaclarini disarida halledebilme pesinde,marketlerde,yollarda.karaborsa biletler donuyor etrafta.gelmeden kafamda kurdugumdan cok daha farkli bir tablo var karsimda,insanlari dis gorunuslerinden analiz etmek ne kadar dogru bilmiyorum ama,belki de icimdeki mutlulugun da verdigi iyimserlikle konsere gelen kitlenin gayet duzgun ve tool'a yarasir bir kitle oldugunu geciriyorum aklimdan bir an.uzun kuyruklara,siralara bakiyorum.korkuyorum,ne zaman iceri girebilecegiz,kaciracak miyiz acaba diye.o denli heyecanla bekliyorum ki adamlari,sacmalamaya basliyorum.
iceri giriyoruz.guzel gunun guzel sansi,sinirsiz alkol alabilme olanagimiz henuz tool sahne almadan beklentilerimizi ve nesemizi en ust noktaya tasiyor.ne calarlar,neyle acarlar acaba diye dusunurken biz,10a ceyrek kala gibi sanirim,konser alanindan tool'un sahne aldigini ima edercesine sesler yukselmeye basliyor ve tool jambi ile acilisi yapiyor.sahsen benim,cok da istedigim bir giris oldugunu parca bittiginde farkedebiliyorum."ee sirada ne var?" diye beklerken,stinkfist patliyor."boredom's not a burden anyone should bear" diyoruz,"to breathe to feel to know i'm alive" diye honkuruyoruz gokyuzune ve en son maynard,"i'll keep digging till i feel something" derken,eslik ediyoruz ona yuzumuzde buyuk bir gulumsemeyle ve tesekkur ediyoruz onlara,bize kendimizi ifade edebilmek adina boyle dizeler bahsettikleri icin.ayrica stinkfist esnasinda danny carey aklimizi alacaginin sinyallerini veriyor.hemen ardindan forty six and two geliyor.fazla soze gerek yok aslinda burada.cunku bu noktada uyusmaya basliyoruz.izliyoruz sadece.sahnenin isiklari kapali,arkada goruntuler,renkli.tam bir golge oyununa donusturuyorlar konseri,agzimiz acik izliyoruz.gozlerimizin ve kulaklarimizin bayram etmeye basladigini forty six and two esnasinda farkediyoruz.maynard,ilk kez sahit oldugumuz enteresan hareketler yapiyor,sanki konser bir kutsal rituelmis gibi,oyle ki,durdugumuz yerden bazen kocaman bacaklari ve kocaman adimlari olan bir orumcek-insan karisimi gibi duruyor.insan olmadiklarini zaten biliyoruz,ama sanki bunu bize biraz da golge oyunlariyla kanitlamaya calisiyorlar.tam biz dalip gitmisken baska diyarlara,schism calmaya basliyorlar.sarkiyi kendimize mars edindigimizden,mutlu mesut,kendimizden gece gece eslik ediyoruz.rosetta'ya gelmis sira sonra,rosetta stoned'a.albumdekinden daha degisik ve daha uzun caliyorlar parcayi ve kesinlikle albumdekinden cok daha iyi geliyor kulaga.bu civarlarda,artik kendimizi birakiyoruz.direnmenin daha fazla manasi yok,buyuluyorlar bizi.ses,gorsellik...her sey buyuk bir uyum icinde isliyor.o sirada tool da icimize isliyor,bizi kontrolu altina aliyor.caldiklarini hatirladigim diger parcalar lateralus,aenema ve vicarious.ayrica,daha guzeli,parca aralarinda tadindan yenmeyecek duzeyde jamler vardi.resmen,kaydetmek lazim bunlari,sonra tekrar tekrar dikkatlice yemek lazim evde.o kadar.
uzun lafin kisasi,bu kadar soz soyleyebilmek icin bile bir taraflarimi yirttigim konser olmustur.yoksa konserin buyusunden kurtulup mantikli dusunebilmek,bir seyler soyleyebilmek icin konsantre olmak imkansiz.hayatimda tecrube ettigim en mukemmel seylerden biriydi.omrum boyunca hatirlayacagim,cocuklarima anlatacagim bir animdi.gercekten.

son olarak,bu muazzam gece uzerine hissettiklerimi anlatmaya calisma eylemimi birvicarious alintisiyla bitirmek istiyorum.
la la la la la la la lay!

koca ile sevgili arasindaki farklar

kocadan kocaya,sevgiliden sevgiliye degisiklik gosterebildigi halde sevisme sikligi da koca ile sevgili arasindaki farklara dahildir.

system of a down hayrani turkler

ya bazi seyleri goremeyen insanlardir,ya da gozlerini acik tutsalar gorecek olmalarina ragmen,kapali tutmayi tercih eden insanlardir.
soad,ilk albumunu cikardiginda,yaptiklari isin farkliligiyla bir cok muzikseverin ilgisini cekmis bir gruptu.o siralar ortalikta bir durulma vardi ve bu adamlar,sacramento ve civari cikisli,donemin populer muzigi numetalden de farkli birseyler yapma pesindeydiler.birbirinden yetenekli 4 muzisyenden olusmalari disinda,onlari ortalikta gezinen diger gruplardan ayiran bambaska bir ozellikleri vardi.politik taraflari.daha once u2'da,rage against the machine'de ve bilimum grupta zaten rastlamistik bu politik bakis acisina.ancak,soad bir noktada onlardan da ayrilmaktaydi.kendilerinden onceki "politik" gruplar genelde insan haklarindan,esitsizlikten,zaman zaman anti-kapitalist fikirlerden dem vururken,bu adamlar dusuncelerinin temelini tarihte bir soru isareti olarak duran,goreceli ve en nihayetinde tartismali bir konudan,bir sozde soykirimdan alip,tum bir irktan nefret etme temeline yerlestirmisti.asil durup dusunmemiz gereken nokta bu.soad'in anti-propaganda yaptigi,nefret ettigi,karsi durdugu,bilincli bir sekilde zarar vermeye calistigi insanlar baskalari da olabilirdi.ne bileyim ben,hitler gencliginin halen almanya'da etkin oldugundan bahsedip almanlardan nefret edebilirlerdi,ingilizlerin tarih boyunca izledigi somurgeci politikaya olan nefretlerini dile getirebilirlerdi veya halihazirda alakasiz sebeplerle menfaatlerini korumak ve yuceltmek adina dunyanin farkli farkli yerlerinde kafasina gore isler yapmakta olan amerikan hukumetini hedef alabilirlerdi.soad'in yapmakta oldugu sanata,sanatla hic bagdasmayacak dusunceler karistirmaktir ve bence dikkate almamiz gereken budur.sanat,insanlara farkli bakis acilarini sunmak icin,nefes almak icin,gunluk hayati bir nebze aciklayip,rahata kavusturmak icin,en olmadi kisinin en ozel dusuncelerini tum dunyaya gostermek icin yapilir.ilk albumden beri,soad'in yaptigi,turkiye aleyhtari bir propaganda,bir ermeni lobisi calismasi,aslinda cok farkli amaclarla devamli gundeme getirip,mudafaa ettikleri bir sozde soykirim fanatikliginden baska birsey degildir.hollywood filmlerinde,amerikan gundelik yasantisinin farkli gosterilmesinden,hemen hemen her filmde bir amerikan bayragi gormekten nasil gina geldiyse bunyelere,soad dinlerken de bu tip dusunceleri duymaktan insanlar bayilir hale gelmistir.
hadi birakin,konunun yakinen bizi alakadar etmesini,etmese bile,bu adamlar bizim en naif duygularimizi beslemek,kendimizi ifade etmek icin dinledigimiz muzigi,bambaska amaclarla kullanmaktadir ve gozunu sevdigimin populer kulturunun nasil bambaska bir silah oldugunun ayrimina vararak,bir sekilde insanlarin dusuncelerini idame altina almaya calismaktadirlar en basindan beri.hadi birakin,soykirim fanatikligi yaptiklari icin,bazi parcalarinda bize kufrettikleri icin onlardan nefret etmeyi,sirf muzigi baska bir alet gibi,icten pazarlikli bir sekilde,samimiyetsizce kullandiklari icin,insan ister istemez bir adim uzakta durmak istiyor kendilerine.zamaninda ratm de u2da daha niceleri de politik muzik yaptilar.ratm sisteme ve hukumete inanilmaz bir sekilde senelerce giydirdi,zaman zaman sistem adina sakat sayilabilecek isler yapti.ama onlar bile,hic bir zaman amerikan bayragi altinda yasayan hic bir irka dil uzatmadilar,tarihi belli cikarlari dogrultusunda degistirmek icin birseyler yapmaya ugrasmadilar.bu yuzden halen efsaneler,yeniden toplandiklari duyurulunca dunyada milyonlar heyecanlaniyor.
uzun lafin kisasi,tabii ki insan toxicity albumunu dinleyince aziyor,gaza geliyor,seviyor.ya da tabii ki cok guzel parcalari var.tabii ki grup birbirinden yetenekli 4 adamdan olusuyor.ustune ustluk,turkiye'de bu kadar tutulmalarinin baska bir nedeni belki de,bu topragin tinisindan,bu topragin aliskanliklarindan yola cikarak,buralardan beslendiklerini,modern amerikan rock muzigiyle "harmanlamalari" ve ortaya kaliteli birseyler cikarmalari.ama,yine kendileri,yaptiklari samimiyetsiz ve mide kaldiran propagandalarla,manasiz agresiflikleriyle-muziklerinden bahsetmiyorum,muzik disi duruslarindan bahsediyorum-,konu soykirimdan bahsetmek,soykirimdan nefret etmek olunca agizlarinin,ellerinin ayarini kacirdiktan sonra,"amerikan hayat tarzini elestiriyoruz biz!" diye yaptiklari albumlerde hissedilir bir bicimde olcmus tartmis usluplariyla,tum yaptiklarini kolayca golgede birakiyorlar.bize,dedelerimize vsmize kufretmelerinin yaninda,en basinda belki insani hayretler icinde birakan sanata bakis acilari,sanata yaklasma bicimleriyle insani itiyorlar...

turiste ingilizce konusabiliyor musun diye sorup ingilizce konusamamak

bir de ingilizce veya baska bir yabanci dili konusabilmesine ragmen,uyuzluk olsun diye o dili konusamadigina dair olumsuz cevaplar veren karakterler mevcuttur.

+do you speak english?
-no


+sprechen sie deutsch?
-deutsch?nein,nein..

<bkz: im juli>
<bkz: fatih akin>
<bkz: birol unel>

hayko cepkin in bogurme tercumesi

yalniz kalsin'in sonundaki screamler cikarabildigim kadariyla
"let's face it.robbery rising.we're all bad all.we're all bad seeds." seklindedir.devami da var haliyle,ama simdilik bu kadarini cikarabildim.

buyudukce ozlenen seyler

bi de.
pazar gecesi yatmadan once banyo yapip,parliament pazar gecesi sinemasini izlemek icin izin alamadan yatmak.

ucnoktabir

rockncoke 2007 performansi iyi,guzel olan grup.bar tecrubelerinden olsa gerek,seyirciyle diyalog kurmakta zerre zorlanmiyorlar.hatta melis'in izleyiciyle gayet basarili bir frekans yakaladigi kolaylikla soylenebilir.ayrica hepsi'nin yalan'ini caldilar,ardindan da frantic'e baglayarak eglendirdiler bizleri.amma velakin,neden green day coverladilar,nicin gitaristleri cikip ortaliga american idiot soyledi,bunlar cevaplarini bulamadigimiz sorulardi.sahsen ben pek enteresan bulmadim o surprizlerini.
bunun disinda,vokalistlerinin sesinin yetersiz olduguna katilmiyorum.gayet guzel vokal yapiyor kizcagiz,canli da gayet iyi,neresi yetersiz?
ama sarki sozleri sanki biraz fazla ergen kiz tripleri kokuyor.daha dogrusu biraz kiz konulariyla,bir kizin bakis acisiyla daha ilgili.o yuzden,belki hitap ettikleri kesimi genisletmek konusunda sorunlari olabilir bir sure.onun disinda yollari acik.ve iyi ki de acik.
<bkz: vega>

uykusuz

ilk sayisinda engin gunaydin tarafindan yazilmis guldurmeyen,dusundurmeyen,tat tuz vermeyen ve ustune ustluk hepsi'nin bir elemaninin kenan dogulu ile olasi birlikteliginden bile bahseden bir enteresan yazi bulundurmaktadir.tamam,engin gunaydin degisik adam,enteresan adam.lakin hic bise anlamamakla beraber,sevmedim ben ilk yazisini.nerede alpay'in incileri,nerede bu?umarim daha iyilerini cikarir kendisi.